yönetici
Psikolojik Sorunlar
Yeme Bozuklukları - Anoreksia ve Bulimia Önemli sayıda yayın yeme bozukluğu olan hastaların tedavisinde hipnozun yararlılığına işaret etmektedir. Vanderlinden ve Vandereycken (1988,1990) Yeme bozukluklarında hipnozun kullanılması konusunda tanımlayıcı ve mükemmel bir literatür çalışması yayınladılar. Janet (1907,1919) hipnotik teknikleri kullanarak nasıl,yemek yemeleri ve vücut imajları hakkında sahip oldukları sabit ve dissosiyatif fikirleri değiştirebildiğini ve genel bir mental sentez oluşturabildiğini açıkladı. Janet, hipnoz vasıtası ile başarıları artırılan bilişsel yeniden yapılandırma tekniklerini de kullandı. Yeme bozukluğu olan hastaların disosiatif epizodlar yüzünden ızdırap yaşayabileceği yolunda ki hipotez, Pettinati, Horne ve Staats (1982 , 1985 )araştırması kadar Council (1986) Torem (1986a, 1990)inkiler tarafından da desteklendi. Bu çalışmalarda bulimialı hastalar anoreksia nervosalılara oranla daha hipnotizabıl bulundu. Griffith (1989) , bulima nervosanın tedavisinde hipnodavranışsal modelin başarılı olduğunu yayınladı. Gross(1984) ise hipnozun anoreksia nervosalı hastalrın tedavisinde hipnoz kullanımının başarılı olduğunu bildirdi. Böylece anoreksia tanısı almış olan hastaların otomatik olarak hipnoz tedavisi şansından uzaklaştırılmamaları gerektiğine işaret edilmiş oldu. Yeme bozukluklu birçok hasta çaresizlik; umutsuzluk ve psikolojik yardım aramanın utancını hisseder. Ben, onların tartışmak istedikleri konu hakkında konuşarak ve başlangıçta yeme bozuklukları hakkında hiç ilgili görünmese bile onların önceliklerini seçmelerine izin vererek; hastanın olduğu noktada görüşme prensibini kullanırım. İnsanların aynı anda manifest ve latent olmak üzere iki düzeyde ilişki kurduklarının bilincinde olarak, hastanın ilettiklerinde metaforları ararım. Örneğin, 18 yaşında bir genç kızın öyküsü yaşadığı eve dairdi, hakkında konuştuğu evin yenilenmeye ihtiyacı olduğunu bu amaca ulaşmak için kaynaklar bulması gerektiğini anlattı. Bu hasta görünürde evine yönelik konuşuyordu ama latent olarak yeniden modellenmesi gerektiğini düşündüğü kendi vücudunu ve sağlığını işaret ediyordu. Gerçekte bu kız tekrarlayan indüklenmiş kusmaları yüzünden bir çok dişini kaybetmişti ve üstüne üstlük,acil tıbbi ve psikiyatrik bakım gerektiren özefagus kanaması, anormal karaciğer fonksiyonları ve elektrolit dengesizlikleri gibi sorunları vardı. Klinisyenin hastanın kendi vücudu hakkında kullandığı mecazların farkında olması, terapistle hastanın bilinçaltını müttefik yapar ve arzulanan değişikliğin kolaylaştırılabilmesi için hipnozu kullanmaya uygun bir ortam yaratır. Hipnozla Tedavi Yöntemi: Yeni bir hasta değerlendirilirken, hastayı huzursuzluk, korku, uykusuzluk, içsel gerilim, umutsuzluk, çaresizlik, ve benzer disforik hislerini dikkate alarak dinlerim. Hipnoz kullanma fikrine, hastanın mevcut semptomlarıyla ilişkilendirerek şuna benzer sözler söyleyerek girerim: ‘’ Gevşemenizi ve sakinleşmenizi sağlayacak ve anksiyetenizi azaltacak bir yöntem öğrenmek ister misiniz?’’ Hastalar genellikle olumlu cevap verirler. Sonra kendi kafasında huzur ve sükunet imajları oluşturabilen bir yer seçmesini isteyerek huzur ve sükunet imajları ve telkinler yüklenilen bir oto hipnoz eksersizi öğreterek ilerlerim. Hastalardan bazıları bir dağ çalışması,bazıları gölde bir kara ya da park seçseler de bir çok hasta okyanus kıyısını tercih eder. Bir çok hasta, seçtiği yeri değiştirebildiği bu eksersize olumlu cevap verir. Tamamlandığında hastalar anksiyete ve huzursuzluk hisleri ile sükunet ve huzur hislerinin yer değiştirmesine dair bir başarı duygusuna sahip olurlar. Başarı deneyimini kolaylaştırmak amacı ile buna ego güçlendirme imaj ve telkinleri eklenir. NOT: Bu yazı Moshe S. Torem’in seminer notlarından özetlenerek hazırlanmıştır. Bu yazıda ve genel olarak katkılarını ve birikimlerini paylaşmaktan çekinmeyen sevgili Psk.Neşe CANAVAR’a teşekkürlerimi bir borç bilirim.
yönetici
Psikolojik Sorunlar
Obsesif Kompulsif Bozukluk Obsesif kompulsif bozukluk, bireyin zihninden atamadığı, rahatsız edici düşünceler(obsesyonlar) ve bunlara tepki olarak ortaya çıkan davranışlar (kompulsiyonlar) biçiminde özetlenebilir. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) son yıllarda batı kültüründe özellikle erkekler arasında görülmektedir. Bu kişilik biçiminin, ayrıntılara dikkat, disiplinli olma, duygusal kontrol, azim ve nezaket gibi özellikleri toplum tarafından hoş karşılanır. Bununla birlikte bazı kişilerde bu özellikler katılık, mükemmeliyetçilik, kuralcılık, kararsızlık gibi uç noktalara ulaşır ve işlevsel olmayan bir bozukluk haline gelerek bireye ve çevresindekilere sıkıntı yaşatır hale gelir.
Genelde genç yasta baslar. Ancak ağır yasam koşulları ve yoğun stres durumlarında da gençlik yıllarını takiben orta yaşlarda görüldüğü bulgulanmıştır. Özellikleri Obsesif-kompulsif kişilerin düşünceleri genellikle akılcı ve işlevsel özelliklerden yoksundur. Bu yoksunluk ise uyumsuz duygulara, davranışlara ve fizyolojik tepkilere yol açar. Obsesif-kompulsiflerin bazı otomatik düşünceleri şu şekilde sıralanabilir: • “Bu iş mükemmel olmalı”, • “Bunu kendi başıma yapmalıyım yoksa tam ve doğru olmayabilir”, • “Boş zamanlarımda roman okumak yerine daha üretken işler yapmalıyım”, • “Ne yapacağıma karar vermeden önce iyi düşünmeliyim yoksa hata yapabilirim”, • “Bir kişi yanlış davrandıysa cezalandırılmalıdır”, • “Bu eski lambayı saklamalıyım, çünkü bir gün ihtiyacım olabilir”, • “Bir işi, doğru olduğundan emin olmak için tekrar tekrar yapmayı tercih ederim”, • “Bu partide kendimden hoşnut olmalıyım”.
Sokağa çıkmadan önce gaz ocağını kontrol eden birinin, bundan kurtulmak için sokağa çıkmaması, tipik bir kaçınma davranışıdır. Tedavi sürecinde kompulsiyonlar ve kaçınma davranışları bireyle beraber zorluk sırasına göre listelenir. Tedavinin ulaşmak istediği nokta, bireyin hastalığını kontrol edebilmesini sağlamaktır. Obsesif-kompulsif kişilerin otomatik düşünceleri kendileri ve dünya hakkında sahip oldukları belirli inançlara dayanmaktadır. Bu inançlardan en önemli olanlar şu şekilde sıralanabilir: 1- "Doğru ve yanlış olan davranışlar, kararlar ve duygular vardır". 2- "Takdir edilebilmem için yanlış yapmamalıyım". 3- "Yanlışlık yapmak başarısızlıktır" ve "Başarısızlık affedilemez". 4- "Yanlışlık yapmak eleştiriyi hak etmektir". 5- "Çevrenin kontrolünde de, kendimi kontrolde olduğu kadar başarılı olmalıyım". "Kontrol kaybı tehlikelidir" ve "Kontrol kaybı affedilemez". 6- "Eğer bir şey tehlikeliyse ya da tehlikeli olma ihtimali varsa, kişinin bundan müthiş derecede rahatsız olması gerekir". 8- "Eğer bir şeyin mükemmel olacağı kesin değilse, hiçbir şey yapmamak daha iyidir". 9- "Kurallarım ve tekrarlayıcı davranışlarım olmadan hareketsiz ve tembel bir hale gelir ve çökerim".
OKB konusunun çözümünde aşağıdaki türde yaklaşımlarda bulunmak yararlı olabilir: • Kronik ve inatçı bir rahatsızlıktır. Genelde bireyler hastalıklarını kabul etmezler ve kompulsiyonları ile yaşarlar. • Profesyonel bir yardıma ihtiyaç vardır. • Terapötik ilişki içerisinde, birey hastalığı ile ilgili olarak bilgilendirilmelidir. • Bireyin kendini ifade etmesi, korku ve kaygılarını açıklaması desteklenmeli ve birey bu konuda yüreklendirilmelidir. İlaç tedavisi ile beraber psikoterapi ve hipnoterapi de gereklidir.
yönetici
Psikolojik Sorunlar
FOBİLER Ürkü (fobi): Aslında korkulmaması gereken bir durum, bir olay ya da bir itlevden korku duyma a- Özgül durumlar (sinek, yılan, böcek v.b.) b- Sosyal Fobi : Topluma çıkmaktan, konuşma yada bir şey yapmaktan korku duyma c- Yüksekten (acrophobia) d- Açık alandan (agorophobia) e- Ağrıdan (algophobia) f- Kandan, kırmızıdan (erythrophobia) g- Kapalı alan (Claustrophobia) h- Yabancıdan (Xenophobia) ı- Hayvanlardan (zoofobia) korkuları gibi...
yönetici
Psikolojik Sorunlar
Manik Depresif Psikoz Başka bir zihinsel ve fiziksel bozukluk olmaksızın, manik veya depresif sendromu bünyesinde barındıran bir hastalıktır. Birbirini takip eden dönemler de birey manik ve depresif olmak üzere iki duygu durumu yasar. Hasta nöbetler arasında normalidir. Manik dönemde birey de duygusal taşkınlık, saldırganlık. Öfke nöbetleri, aşırı para harcama, yerinde duramama, neşelilik, durmaksızın konuşma, aşırı jest ve mimikler, sosyal ilişkilerde de artış, tanımadığı insanlarla konuşma gibi davranış ve duygu durumları oluşur. Depresif dönemde ise manik dönemin aksine, içe kapanma, yalnız kalma isteği, yorgunluk, uyuklama veya uykusuzluk ve buna benzer depresif özellikler baskındır. Manik depresif bireyin birbirini takip edebilen bu dönemlerin ne zaman geleceğini kestirmesi güçtür. Nöbetler tedavi edilmeseler de kendiliklerinden iyi olurlar. Ancak birey bu nöbetlerde oldukça yorulur ve normal yasam biçiminde sıkıntılar yaşar. Manik dönemde ve manik belirtilerin yatıştırılmasında lityum tuzları önemli bir yer tutar. Dolayısıyla manik hasta bakimi zor değilse lityum tedavisine alınabilir. Lityuma başlamadan önce kan sayımı tiroid durumu gibi testlerin yapılması gereklidir. Bu hastalığın Psikoterapötik tedavisinde ise hastanın kendi ailesi ile olan ilişkilerinin tartışılması, önemlidir. Çocukluk yıllarındaki takıntıları irdelenebilir. Hastaların geçmişte zevk aldıkları etkinliklere yönlendirilmesi, cesaretlendirilmesi ve desteklenmesi de gereklidir...
|
|