yönetici
Psikolojik Sorunlar
PARANOİD BOZUKLUK Derin güvensizlik duygularına eslik eden, kuşkular ve ağır bir endişe ile karakterizedir. Paranoid düşüncenin temelinde yansıtma, (yani bireyin kendisinde beğenmediği kabul etmediği duygu ve düşünceleri diğerlerine yansıtması, onlarda varmış gibi algılaması durumu) ve de inkâr mekanizmaları yoğundur. Hasta, kendisini yöneten ve gözleyen bir gücün etkisi altındadır. Ve bu gücü itham edici bir ses veya halisünasyon biçiminde de algılayabilir. "Beni öldürmek istiyorlar, bana karsı komplo kuracaklar, beni onlar yönetiyor."...gibisinden düşünce yanılsamaları vardır... Zamanla bu korkularına somut bir anlam yükleyerek(" evet anladım beni neden öldürmek istediklerini" gibisinden ) kendine karsı sahte bir düşman topluluk yaratır. Ve tüm enerjisini bu toplulukla uğraşmak için harcar. Tedaviye en dirençli hastalıklardandır. Hasta olduklarını kabul etmedikleri gibi çevreyi düşman olarak algıladıklarından hiç bir öneriye de sıcak bakmazlar. Nöroleptiklerin yansıra psikoterapi de uygulanır. Akut ve saldırgan nöbet içinde olan hastanın hastaneye yatırılması gerekebilir. Psikoterapötik ilişkide, hastanın güven duyması sağlanmalı, hastaya karsı dürüst ve açık olunmalıdır. Zorla ve aldatılarak tedaviye götürülen hastalarda, var olan öfke ve düşmanlık duyguları pekişir... Bu yüzden çok zor olsa da hastanın ikna edilerek tedaviye yönlendirilmesi gerekmektedir...
yönetici
Psikolojik Sorunlar
ÖFKE O sizi kontrol edeceğine siz onu kontrol edin* Kızgınlık İster anlık ve geçici, isterse köpürmüş ve yıkıcı olsun, hepimiz kızgınlığın ve öfkenin ne olduğunu çok iyi biliriz. Kızgınlık tümüyle normal ve genellikle de sağlıklı bir insani duygudur. Ama kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde, okul ya da iş hayatınızda, kişisel ilişkilerinizde ve genel yaşam kalitenizde sorunlara yol açar. Kendinizi, kontrol edemediğiniz, ne zaman ortaya çıkacağını bilemediğiniz güçlü bir duygunun kölesi olmuş gibi hissedersiniz. Bu broşürün amacı sizin bu duyguyu daha iyi tanıyıp anlamanızı ve dolayısıyla kontrolü ele geçirmenizi sağlamaya yardımcı olmaktır. Kızgınlık Duygusu Nasıl Bir Şeydir? Kızgınlığın doğası Kızgınlık, çok hafif bir rahatsızlıktan yoğun bir öfke ve hiddete kadar değişen yoğunlukta yaşanan bir duygudur. Diğer duygular gibi, fizyolojik ve biyolojik değişmelerle birlikte yaşanır. Kızdığınız zaman kalbinizin atışları hızlanır, soluk alıp verişlerinizde artış gözlenir, tansiyonunuz çıkar, daha çok salgılanan adrenalin ve noradrenalin hormonlarına bağlı olarak enerjinizde bir artış olur. Kızgınlık hem dışsal hem de içsel bazı olaylarla ortaya çıkar. Arkadaşınız, anneniz, kardeşiniz, sokaktaki bir adam, öğretmeniniz vb. belli bir insana kızabileceğiniz gibi; trafik sıkışıklığı, iptal edilen bir randevu, vb. gibi bir olaya da kızabilirsiniz. Kızgınlığınızın ortaya çıkmasından kendi kişisel sorunlarınızla ilgili kuruntularınız sorumlu olabileceği gibi, daha önceleri başınızdan geçmiş ve sizi öfkelendirmiş, travmatik bazı olayların anıları da sorumlu olabilir. Kızgınlığın ifadesi Kızgınlık doğada sadece insanlarda var olan bir duygu değildir. Pek çok hayvan türünde de kızgınlık olduğu düşünülen duyguları gözlemek mümkündür. Kızgınlığı ifade etmenin en doğal ve içgüdüsel yolu saldırganlıktır. Kızgınlık, canlı organizmanın varlığını tehdit eden olaylara gösterdiği doğal bir tepkidir. Bu duygu, organizmaya saldırıldığı zaman, kendisini savunmasına ve savaşmasına yardımcı olacak güçlü fizyolojik, duygusal ve davranışsal tepkilerin ortaya çıkmasını sağlar. Bu nedenlerle, belli düzeydeki bir kızgınlık duygusu var oluş için gereklidir. Ancak, büyük gruplar içinde ve belli bir uygarlık düzeyinde yaşamayı seçen insanlar için, kendilerini kızdıran her nesne ya da kişiye, fiziksel olarak saldırmak işlevsel değildir. Kanunlar, sosyal normlar, kurallar ve sağduyumuz, kızgınlık duygumuzu nereye kadar götüreceğimiz konusunda önümüze sınırlar koymaktadır. İnsanlar kızgınlık duygularıyla başa çıkmak için bilinçli ya da bilinçsiz bazı yollar kullanırlar. Bu yolları üç ana başlık altında toplamak mümkündür: İfade etme, bastırma, sakinleştirme. Kızgınlık duygularınızı saldırganlıkla değil de kendinizi (düşünce ve duygularınızı yansıtacak şekilde) ortaya koyacak şekilde ifade etmek, bunlar içinde en sağlıklı yoldur. Bunu yapabilmek için, istediklerinizin ne olduğunun farkına varmalı, bunları açık ve karşınızdakini incitmeyecek bir şekilde aktarabilmeyi öğrenmelisiniz.
Kendini ortaya koyabilmek, diğer deyişle düşünce ve duygularınızı karşınızdakine açık, dolaysız bir şekilde aktarabilmek, saldırganlıktan, ısrarcılıktan, tacizkarlıktan, aşırı talepkarlıktan çok farklı bir davranıştır. Kendini açıkça ortaya koyabilmek demek, kendinize ve karşınızdakine saygılı olabilmek demektir. İkinci yol, kızgınlığın bastırılıp, daha sonra olumlu duygulara ya da başka yöne yönlendirilmesidir. Kızgınlığınızı içinizde tutup, onu düşünmemeye çalışıyor ve dikkatinizi daha olumlu bir şeylere yönlendiriyorsanız, bu yolu kullanıyorsunuz demektir. Amaç, kişinin kızgınlığını ketleyip bastırması ve daha yapıcı davranışlara dönüştürmesidir. Bazen işe yarasa da kızgınlık duygularına sürekli olarak bu şekilde yaklaşmak, çok sağlıklı olmayabilir. Bu yaklaşımdaki tehlike şudur: eğer açık bir biçimde ifade edilemezse, bir süre sonra bu duygu kişinin kendine döner ve hipertansiyon, psikosomatik rahatsızlıklar (ülserler, allerjiler vb.) ya da depresyon gibi sorunlara yol açabilir. İfade edilemeyen kızgınlık başka sorunlara da yol açabilir. Bunlardan biri bu duygunun dolaylı, pasif agresif yollarla (çeşitli yollarla intikam alma, zıtlaşma vb.) ifade edilmesi ya da sürekli olarak alay eden, düşmanca bir kişilik geliştirilmesidir. Diğerlerini sürekli olarak aşağılayan, her şeyi eleştiren ve alaycı ifadeleri sıkça kullanan kişilerin, kızgınlıklarını yapıcı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmedikleri düşünülür. Bu tür kişilerin kişiler arası ilişkilerde çok başarılı olamamalarına hayret etmemek gerekir. Kızgınlık yaşadığınızda kendinizi sakinleştirmeye çalışmak, üçüncü seçeneğinizdir. Bu da sadece dışsal davranışlarınızı değil, içsel tepkilerinizi de kontrol edebilmeniz anlamındadır. Yani nefes alıp verişlerinizi, kalp atış hızınızı kontrol ederek, kendinizi fizyolojik olarak sakinleştirip, içinizdeki kızgınlık duygusunu hafifletir, katlanılabilir hale getirebilirsiniz. Bu tekniklerin hiçbiri işe yaramıyorsa o zaman birilerinin ya da bir şeylerin canı yanacak demektir. Kızgınlık ve Öfkenin Yönetimi Kızgınlık yönetimi tekniklerinin amacı, kızgınlığın ve öfkenin yol açtığı duygusal ve fizyolojik tepkileri azaltabilmektir. Sizde kızgınlığa yol açan insanları, olayları yok edemezsiniz; onlardan kaçınamazsınız; onları değiştiremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey bu insanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz içsel ve dışsal tepkilerinizi kontrol edebilmek, onları yapıcı bir şekilde yönetebilmektir.
Devamını oku...
yönetici
Psikolojik Sorunlar
Stresle Baş etme ve Problem Çözmede Güçlenelim Kendi Kendine Olumlu Diyalog 1. Stres yaratan bir problemle karşı karşıya olduğumuzda, problemin çözümüne geçmeden önce, kendimizi cesaretlendirelim; "Dünyanın sonu değil ya!" "Her inişin bir çıkışı vardır." gibi cümleler buna yardımcı olabilir. 2. Problem çözümünde izleyeceğimiz yol; A. Problemi saptama, B. Seçenekleri gözden geçirme, C. Bir çözüm yöntemini seçme, D. Eyleme geçme, E. Sonuçları değerlendirme. Problemin çözümüne geçmeden, bazı sorulara yanıt aramak çözümde yardımcı olabilir. Kesin yanıtlarını, "problem saptama" aşamasında vermemizde yarar olan bazı soruları da kapsayan bir ön değerlendirme yapalım. Aşağıdaki sorular üzerinde düşünelim; Bu konuda, beni özellikle rahatsız eden ne? Bu neden bir problem? Ben bu probleme kendim, nasıl bir katkıda bulundum? Diğer kişiler nasıl bir katkıda bulundular? Problem daha büyümeden, yapabileceğim bir şey var mı? Başa çıkabilmek için nasıl bir plan geliştirebilirim? Olabilecek en kötü şey nedir? Gerçekten o kadar kötü olabilir mi? A. Problemi Saptama Problemin ne olduğunu açıkça ortaya koyalım, belirginleştirelim. Problemi küçük parçalara ayırmak işe yarayabilir. Bunun için şu sorulara yanıt bulmaya çalışalım; Bu durum neden bir problem oldu? Bu, yalnızca benim açımdan mı problem, yoksa başkaları da bunu böyle mi görüyor? Benim bir katkım var mı? Katkısı olabilecek başka şeyler ya da kişiler var mı? Nasıl bir sonuç elde etmek istiyorum? Problem ideal bir şekilde çözülebilse, neler olmasını isterdim? Karşımdaki(leri)nin güvence vermesi, ideal çözüm mü? Karşımdaki(leri)nin tavrındaki değişme benim stresimi hafifletecek tek şey mi? B. Seçenekleri Gözden Geçirme Çözüm için olabildiğince çok seçenek bulalım, komik ve saçma bile olsa tüm seçenekleri önümüze serip, gözden geçirelim. Liste yapmak yararlı olabilir; listenin içine sadece yapacaklarımızı değil, aklımıza gelen her şeyi yazalım. Böylece yaratıcılığımızı, klişeleşmiş tepki örüntülerinden kurtarabiliriz. Herkesin listesinde bulunması gereken ve değişmeyen iki seçenek; stresli durum ya da durumlardan kaçmak ya da yok saymak, asıl problemi bir yana bırakarak, problemin yaşattığı duygular üzerinde yoğunlaşmak. Bu iki seçeneğin hiçbirini seçmeyebiliriz. Ama, stresi kendi beklentilerimiz, bakış açımız ya da tepkilerimizi değiştirerek azaltabileceğimizi veya stresin kaynağından uzaklaşmayı seçebileceğimizi unutmayalım. Bunlar normal tepkiler!
Devamını oku...
yönetici
Psikolojik Sorunlar
Agorafobi nedir? Agorafobinin başlıca özelliği bir panik atağının ya da panik benzeri belirtilerin (birden bir baş dönmesi atağı ya da birden bir ishal atağı olacağı korkusu gibi) çıkması durumunda yardım alamayacağı ya da kaçmanın zor olabileceği yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan endişe duymadır. Böylece hastalar, evin dışında ya da evde tek başına kalma; kalabalık bir ortamda bulunma, araba, otobüs yada uçakla yolculuk etme ya da asansöre binme sayılabilir. Kişi, yanında eşlik eden biri olduğunda korktuğu durumla karşılaşmakla daha iyi baş edebilir. Bu kişilerin söz konusu durumlardan kaçınması ise gitmelerini ya da ev işi sorumluluklarını yapmaları zorlaştırabilir. Yine bu problemin sağaltımında diğer tedavilerle birlikte hipnoz etkin olarak kullanılmaktadır.
|
|