Ben Ve Ailem Psikolojik Danışma Ve Rehberlik Merkezi |BenVeAilem.Com

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • black color
Anasayfa » Ergenlik Sorunları » Kişilik Sorunları

Kişilik Sorunları

Depresyon

DEPRESYON

Depresyon bitkin ruh halidir. Belirtileri, mutsuzluk, karamsarlık, yoğun suçluluk duyguları, aşırı evham, gerginlik, dikkat toplayamama, içe dönüklük, cinsel ilgi kaybı, unutkanlık, olayların olumsuz yönlerini abartma ve intihar düşünceleridir.
Belirtiler, hafif, orta ve şiddetli olabilir. Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişir. Tedavide anti depresanlar ile beraber, bilişsel davranışçı tedavi tekniklerini de içeren destekleyici terapi ve hipnoz uygulanır.
Depresyon konusunun çözümünde aşağıdaki türde yaklaşımlarda bulunmak yararlı olabilir:
• Günlük faaliyetlerinizi artırınız. Baslarda zor gelecektir ancak yılmayınız, küçük denemeler yapınız ve her gecen gün faaliyet sayınızı artırınız.
• Faaliyetlerinizle ilgili kayıt tutunuz.
• Nasıl düşünürsek öyle duygulanırız. Dolayısıyla kendinizle ve çevrenizle ilgili olumsuz düşüncelerinizden sıyrılmanız gerekmektedir.
• "beceriksizim", "çok mutsuzum", "hayat çok anlamsız" "hiç bir şeyden zevk almıyorum" gibi zedeleyici düşüncelerinizi en kısa zamanda buruşturup atiniz.
• "olmalıyım" yapmalıyım" tarzı düşünmektense "olabilir" " olmayabilir" tarzı düşünce biçimini deneyebilirsiniz
• Tespit edebildiğiniz her olumsuz düşüncenizi kaydedeniz. Ve bu olumsuz düşüncelerinizin karsısına alternatif olumlu düşünceler geliştiriniz.
• Olumsuz Düşünce: Hiç bir isi başaramıyorum...
• Olumlu Alternatif Düşünce: Bu işi başaramamış olmam, her zaman başarısız olduğum anlamına gelmez, başardığım isler de var
• Başarısızlıklarınızı abartmaktansa, başarılarınızla övününüz. Hiç bir basarîm yok demeyiniz, muhakkak vardır. Ancak depresif düşünce tarzı başarısızlıklar üzerine geliştiğinden başarılarınızı bile küçümseyebilirsiniz. Bu tutumunuzdan bir an önce vazgeçmelisiniz.
Unutmayınız, depresyonunuzun önemli nedenlerinden biride düşünce biçiminizdir. Şimdiye dek olagelen düşünce tarzınızı değiştirmeye çalısınız gerekirse profesyonel yardım alınız. DEPRESYON: ÇAĞIN HASTALIĞI
________________________________________

Depresyon en sık rastlanan ruhsal bozukluk
Herkesin depresyonu aynı özellikleri göstermiyor. Kiminde karamsarlık ve umutsuzluk, kimindeyse genel bir ilgisizlik ve yaşamdan zevk alamama ön plana geçiyor. Bazıları uykusuzluk ve iştahsızlıktan yakınırken, bazen tam tersine aşırı bir uyku ve tıkınırcasına yemek yeme davranışı görülüyor.
Ancak, şu ya da bu biçimde, depresyon toplumda en sık rastlanan ruhsal bozukluk. Her on erkekten birisi ve her beş kadından birisi yaşamı boyunca bir kez depresyon geçiriyor. Bu yüksek oranlar nedeniyle, depresyon psikiyatrinin soğuk algınlığı olarak biliniyor.
Depresyon her yaşta görülebiliyor. Kadınlarda en sık otuz beş-kırk beş yaşları arasında, erkeklerde ise kırk beş-altmış beş yaşları arasında ortaya çıkıyor. Depresyon riskinin en düşük olduğu grup evli erkekler. İkinci sırada evli kadınlar geliyor. Bir başka deyişle, evlilik depresyona karşı koruyucu bir rol oynuyor. En riskli grup ise ayrılmış ya da boşanmış kadınlar.
İstatistiklerdeki en çarpıcı sonuçsa, kuşkusuz, depresyon oranlarının yıllar içinde gösterdiği büyük artış. Son yirmi beş yılda toplumda depresyon görülme sıklığının on ile yirmi kat arasında arttığı bildiriliyor. Depresyon özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşıyor. Bu nedenle, bazı araştırmacılar, dünyanın melankoli çağına girmekte olduğunu ileri sürüyorlar.

Depresyon ve intihar
Depresyonun en dramatik sonuçlarından birisi intihar. Depresyon geçiren kişilerin yüzde on beşi yaşamlarını intiharla noktalıyorlar. Bu oran genel toplum ortalamasının yaklaşık otuz katı. Dolayısıyla, depresyonda intihar girişimlerine yönelik önlemler yaşamsal bir önem taşıyor. Gelişmiş ülkelerde bu amaçla kurulmuş intihar önleme merkezleri var. Söz konusu merkezler ülkemizde de bazı büyük kentlerde kurulma aşamasında. Alınan diğer önlemler arasında, basındaki intiharı kışkırtıcı yayınların denetlenmesi, büyük köprüler gibi intihar için sık tercih edilen yerlerde önlem alınması, ateşli silah bulundurulması konusunda bazı kısıtlamaların uygulanması sayılabilir.
Depresyonun nedenleri
Kişiyi depresyona sürükleyen nedir? Neden, yaşam insanın gözüne çekilmez bir yük gibi görünmeye başlar? Çoğu zaman, kişinin başından bazı olumsuz olaylar geçmiştir. Bir yakınının ölümü, ağır bir hastalık, evlilikle ilgili sorunlar, ayrılık, işsizlik gibi birçok neden saptanabilir. Ancak bunların varlığı soruyu tam olarak yanıtlamıyor. Çünkü, birçok kişi bu tür sorunlarla karşılaşırken, yalnızca bazıları depresyon geçiriyor? Dolayısıyla, bazı kişilerde depresyona bir yatkınlık söz konusu.
Bugünkü bilgimize göre, depresyondaki en önemli yatkınlık etkeni kalıtım. Yapılan araştırmalar, depresyon geçiren kişilerin akrabalarında da depresyonun sık görüldüğünü gösteriyor.
Öte yandan, depresyona yatkın kişilerde bazı kişilik özellikleri dikkat çekiyor. Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışıyorlar. Bunlar genellikle aşırı duyarlı, titiz, sorumluluk duygusu yüksek kişiler. Sürekli mükemmeli arıyor, ulaştıkları başarıları yetersiz görüyorlar. Onurlarına fazla düşkünler. Öfkelerini genellikle belli etmiyor, sıkıntılarını içlerine atıyorlar.
Ayrıca, depresyon ilaçlara ya da bedensel hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Tansiyon ilaçları, tüberküloz tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ve steroidler söz konusu ilaçlar arasında sayılabilir. Beyin kanamaları ve beyindeki damar tıkanıklıklarından sonra da sıklıkla depresyon ortaya çıkıyor. Depresyona yol açabilen diğer hastalıklar kanser, şeker hastalığı, kalp hastalıkları, ağır kansızlık ve tiroid bezi hastalıkları. Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalarda da depresyon sık görülüyor.
Cinsiyete özgü farklar
Yapılan araştırmalar kadınların depresyon konusunda erkeklere göre daha açık sözlü olduklarını gösteriyor. Kadınlar genellikle duygularını kolay açığa vuruyor, yaşadıkları sıkıntıyı dile getirip yardım talebinde bulunuyorlar. Erkeklerse, 'erkek adam ağlamaz' deyişini haklı çıkaracak şekilde davranıyor, depresif duygularını ve umutsuzluklarını gizlemeye, güçlü erkek imajından taviz vermemeye çalışıyorlar.
Beyinde neler oluyor
Depresyon, hangi nedene bağlı olursa olsun bir beyin hastalığı. Depresyon geçirmekte olan kişiler üzerinde yapılan incelemeler, bu kişilerin beyinlerinde depresyon sırasında bazı değişiklikler olduğunu gösteriyor. En sık rastlanan bulgu, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan kavşaklardaki tıkanıklık. Geçişten sorumlu maddelerin üretimindeki ya da karşı tarafa iletilmesindeki bir bozukluğun depresyona yol açabileceği ileri sürülüyor.
Tedavi
Depresyon ilaç tedavisine iyi yanıt veren bir bozukluk. Hastaların büyük bölümünde iki üç hafta içinde belirgin bir iyileşme görülüyor. Eğer uygun dozda ve yeterli süre ilaç kullanımına rağmen istenen düzelme sağlanamazsa bazı ek ilaçlar ve son çare olarak da elektroşok tedavisi deneniyor.
Psikoterapi, daha çok hafif depresyonlarda tercih edilen bir yöntem. Hastalığın şiddetli döneminde genellikle pek yarar sağlamıyor. Ancak, ilaçlarla belirli bir yatışma sağlandıktan sonra tedaviye eklenmesi, kişinin kendisini ve depresyona zemin hazırlayan kişilik özelliklerini daha iyi tanıması yönünden önem taşıyor.
MANİ: DEPRESYONUN NEGATİFİ
Mani, insanı karamsarlığın derinliklerine sürükleyen depresyonun bir negatifi. Bir aşırı neşe ya da taşkınlık hali. Maniye giren kişinin ruhu bir ırmak gibi gürültüyle akmaya başlıyor. Bu güçlü ve engel tanımaz akış kişiye akıl almaz şeyler yaptırıyor. Örneğin, orta yaşlı mazbut bir kadının aşırı makyaj yapıp, göz alıcı ve seksi giysilerle ortalıkta dolaşmasına, olur olmaz yerlerde kahkahalar atıp, açık saçık fıkralar anlatmasına yol açabiliyor. Ya da ölçülü ve saygılı tavırlarıyla bilinen bir memur, böyle bir nöbet sırasında, müdürün odasına girip, ona hayat hakkında tumturaklı bir nutuk çekebiliyor.
İçini kaplayan taşkın duygular, kişiyi boyuna konuşmaya ve hareket etmeye zorluyor. Bir kaç saatlik uyku kendini dinlenmiş hissetmesine yettiği için günlük uyku süresi azalıyor. Hesapsız harcamalar, iş yatırımları ve tehlikeli bir şekilde araba kullanma manide sık görülen diğer sorunlar.
Maniye giren kişi, genellikle bir aşırı güven duygusu içinde yüzüyor. Bu güven duygusu kimi zaman onu, psikozun gerçek dışı dünyasına kadar götürüyor. Kendini ülkenin tüm sorunlarını çözecek bir politik lider ya da bir peygamber olarak görebiliyor. Nutuklar atıyor, vaazlar veriyor, hatta Tanrının onu görevlendirdiğini belirten sesler duymaya, çevrede bazı kutsal işaretler görmeye başlıyor.
Maninin sonu depresyon
'Çok gülen çok ağlarmış' atasözünü doğrulayacak şekilde, manik atak geçiren kişilerin neredeyse tamamı daha sonra bir depresyon geçiriyor. Bu nedenle, mani ayrı bir hastalık olarak görülmüyor. Mani ve depresyon aynı ruhsal bozukluğun iki farklı evresi olarak kabul ediliyor. Sanki, duyguları düzenleyen zemberek bozulmuş gibi, kişi aşırı uçlara savrulup duruyor. Neşe ve taşkınlığın doruklarına tırmanıyor, sonra karamsarlığın derinliklerinde kayboluyor. Arada, normal dönemler olsa da, sarkaç bu şekilde maniyle depresyon arasında sallanıp duruyor.
Maniye kim daha yatkın?
Mani ve depresyon evrelerinden oluşan ruhsal bozukluk 'İki Kutuplu Duygu Bozukluğu' olarak adlandırılıyor. Bu bozukluk, yalnızca depresyon dönemlerinin görüldüğü 'Tek Kutuplu duygu Bozukluğu'ndan birçok yönden farklılıklar gösteriyor. Bir kere toplumdaki yaygınlığı depresyona göre oldukça düşük; yüzde bir dolayında. Daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor. Kalıtımın rolü bu bozuklukta daha belirgin. Birinci derece akrabalarda bu hastalığı geçiren birisi varsa, kişinin hastalanma olasılığı toplum ortalamasının altı katına yükseliyor.
Tedavi ve korunma:
Mani tedavisinde etkinliği gösterilmiş çok sayıda ilaç var. Ayrıca, kişiyi iyileştikten sonra yeniden hastalanmaktan korumak için kullanılan ilaçlar da oldukça etkili. Ancak, yıllarca koruyucu ilaç kullanma zorunluluğu genellikle hastalar için sorun oluyor. Birçok hasta bu nedenle bir süre sonra ilacı bırakıp yeniden hastalanıyor.
Depresyonun Mantığı
Depresyondaki olumsuz düşünceler, hatalı ve tek yanlı işleyen bir mantık sisteminin ürünü. Bu mantık sisteminin bir tarafından ne verirseniz verin, diğer taraftan mutlaka karamsar ve umut kırıcı yorumlar çıkıyor. Umuda çıkan tüm yollar özenle kapatılmış. Söz konusu sistem altı temel mantık hatasına dayanıyor.
1. Keyfi çıkarsamalar: Yeterince kanıt olmamasına karşın, yaşanan olaylar ve içinde bulunulan koşullar hakkında olumsuz sonuçlar çıkarılır. Örneğin, sınava hazırlanmakta olan bir kişi, ortada bir neden yokken, başarılı olamayacağı kararına varabilir. Ya da, depresyona giren bir işadamı, iflasının kaçınılmaz olduğu inancına saplanabilir.
2. Seçici odaklanma: İçinde bulunulan durum ya da yaşanan deneyimlerin kötü yanları üzerinde odaklanılır. Dolayısıyla, gün boyunca birçok olumlu ve olumsuz olaylarla karşılaşan kişi, akşam olduğunda yalnızca yaşadığı olumsuzlukları anımsar ve berbat bir gün geçirdiği kararına varır.
3. Kişiselleştirme: Kişi, kendisiyle ilgili olmayan ya da çok az ilgili olan olayları üzerine alınır. Örneğin, yolda karşılaştığı ve muhtemelen onu görmemiş olan bir arkadaşının selam vermemesini, 'Mutlaka onu kıracak bir şeyler yapmış olmalıyım' biçiminde yorumlayabilir.
4. Aşırı genelleme: Tek bir olaydan genel sonuçlar çıkarılır. Kişi, otobüs zamanında gelmediği için, hiç bir işinin yolunda gitmediği yargısına varabilir. Ya da arkadaşı zamanında telefon etmediği için, artık hiç kimsenin onunla ilgilenmek istemediği sonucunu çıkarabilir.
5. Ya hep ya hiç biçiminde düşünme: Her türlü olay 'ya hep ya hiç' kuralına göre değerlendirilir. Mükemmel olmayan her şeyin berbat olduğu yargısına varılır. Kişi, yalnızca siyah beyazdan oluşan, diğer tonları olmayan bir yargılama sistemine sahiptir.
6. Küçümseme veya büyütme: Kişi başarılı olduğu işleri küçümserken, hatalarını abartır.

 

Mutsuzluk

MUTSUZLUK

Mutsuzluk; kısaca insanın yaşamdan tat almaması, kendisiyle ve yakın çevresiyle ilişkilerinin bozulması ve yaşama daha olumsuz bakmaya başlaması olarak tanımlamak mümkündür. “Ben mutsuzum” “yaşamdan tat almıyorum” “her şey artık yavan geliyor” gibi söylemlere sıkça rastlarız. Bunları söyleriz söylemesine de lütfedip nedenlerini araştırmayız. Ya da nedenlerini biliyorsak bile üstesinden gelemeyeceğimizi düşünürüz hep. Bazen de zamanın unutamayacağı anı ölümün silemeyeceği acı yoktur sözünün arkasına sığınarak (kim söylemişse söylemiş) ölümü düşünenlerimiz bile çıkabilir. Oysa biz gücümüzü fark etmiş olsak bütün bu yaşadığımız zorlukların üstesinden gelebileceğimizi göreceğiz. Sadece yapılması gereken insanın kendi gücünü, güzelliğini, yeteneğini fark edip kendi egosunu güçlendirmesidir. Bireysel gelişim kitaplarını incelediğinizde hayatta sürekli başarısızlıklarla ve zorluklarla karşılaşmış yüzlerce insanın hayat hikâyelerini okuyabilirsiniz. Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Hayatta hep güçlüklerle karşılaşmış tıpkı Afrika’nın Yukatan eyaletindeki Sisal bitkisi gibi güçlüklerle ve zor koşullarla mücadele etmiş ve her zorluk karşısında bir yeteneğini mükemmelleştirmiş ve hayatta beklediği istediği yerlere gelebilmiş beklentilerine belli ölçülerde ulaşabilmiş kişinin kendiniz olduğunu görebilir ve kendinizle övünüp, kendi öz saygınızın arttığını görebilirsiniz. Bu duyguları yaşayan birisi olarak herkesin aynı duyguları tadabileceğini ve bu mükemmelliği hissedebileceğini böylelikle hayata daha canlı bağlanıp haz duymaya başlayacağını ve imkânsızlığın ve mutsuzluğun üstesinden gelerek hayatı dolu dolu ve anlamlı yaşayarak önce kendisini sonra da yakın çevresinin mutluluğunu sağlayabileceğinden o kadar eminim ki…

 
Sayfa 2 / 2

Bu Site [Shevko] Tarafından Yapılmıştır.